Sosyal Fobi Nedir? Sosyal Anksiyete

sosyal anksiyete yaşayan bir kadın

İnsanlar sosyal etkileşime girdiklerinde bazen kaygı ve korku duyarlar, bu her insanda olan normal ve gerekli bir durumdur. Sosyal fobide ise kişi sosyal ortamlarda sürekli kaygılı, kendisiyle meşgul halde ve kendini kontrol etmeye çabalar bir haldedir. Sosyal fobi toplumun birçok kesiminde görülen, önemli sosyal sorunlara yol açabilen ciddi bir hastalıktır.

sosyal fobi yaşayan bir kadın
Sosyal fobi

Sosyal fobi olarak da bilinen sosyal anksiyete bozukluğu, DSM-IV tanı sisteminde “kişinin yabancılarla veya bireylerin incelemesiyle karşı karşıya kaldığı, sosyal veya performans durumlarında belirgin ve sürekli bir şekilde korku duyması” şeklinde tanımlanmaktadır (Türkçapar, 1999).

Çocukluk döneminde anne-babanın aşırı koruyucu ya da fazla otoriter tutumları çocuğun özerklik gelişimine zarar verir ve ileriki hayatında sosyal fobi için bir temel oluşturabilir (Türkçapar, 1999). Ergenlik dönemine girdiğinde birey özerk bir kimlik oluşturma çabasındadır ve kendisiyle ilgili büyük bir beklenti içine girer. Bu dönemde başkaları üzerinde iyi bir izlenim bırakmak onlar için çok önemlidir. Eğer kişi kendi ve diğerlerinin beklentilerini karşılayamazsa kaygı düzeyi artar ve sosyal fobi oluşmaya başlar (Bayramkaya ve ark., 2005).

sosyal anksiyete
Sosyal fobi

Sosyal fobi genellikle ergenlikte, 13-24 yaş arasında ortaya çıkmaktadır. 25 yaşından sonra görülme olasılığı az olsa da, başvurma yaşı hastalığın başlangıcından yaklaşık 15 sene sonra, yani 30 yaş civarında olmaktadır (Dilbaz, 2000). Bu gecikmenin sebebi sosyal fobinin “utangaçlık” kavramı ile karıştırılması ve tedavi edilebilen bir hastalık olduğunun bilinmemesidir.

Genellikle genç ve bekar kadınlarda, eğitim ve gelir seviyesi düşük olan insanlarda daha fazla görülen bir hastalıktır. Kadınlarda daha sık görülmesine rağmen, başvurma sıklığı erkeklerde daha fazladır. Bunun sebebi ülkemizde utangaçlık kadınlara daha fazla yakıştırılırken, erkeklerde bir eksiklik olarak görülmesi olabilir (Bayramkaya ve ark., 2005).

kendini toplumdan soyutlamış bir kadın görseli
Sosyal anksiyete

Sosyal fobiye sahip insanların genelde en korktukları eylemler topluluk önünde konuşmak, başkaları izlerken yeme, içme gibi ihtiyaçları gidermek, genel tuvaletleri kullanmak şeklinde sıralanmaktadır. Sosyal fobikler bu gibi durumlarda titreme, kızarma, terleme, seste titreme, ağız kuruluğu gibi bedensel tepkiler verirler. Kişi bu tepkilerinin anlamsız ve aşırı olduğunun farkındadır ve bu nedenle bu tepkilerin başkaları tarafından fark edileceğinden korkarak anksiyete halini arttırarak devam ettirir(Köroğlu, 2017).

Sosyal fobikler yaşadığı kaygılardan dolayı genelde sosyal ortamlara girmekten kaçınırlar. Sosyal ortamlara girmek zorunda kaldıklarındaysa birtakım kaçınma davranışlarında bulunurlar. Bunlar daha rahat hissetmek için alkol alma, el titremesini gizlemek için elde bardak tutma, göz temasından kaçınma, konuşma esnasında donup kalmamak için hızlı konuşma ve derin nefes alma gibi davranışlardır. Bu davranışlar kişiyi o an güvende hissettirip kaygısı azaltsa da, sosyal durumlardan şanslı olarak kaçabildiği düşüncesi oluşturur ve korkular devam eder(Dilbaz, 2000).

sosyal fobi illustrasyonu
sosyal anksiyete illustrasyonu

TEDAVİ

Sosyal anksiyete bozukluğu, yaşam boyu görülmekle beraber yetişkinlikte yatışabilir (Köroğlu, 2017). Genelde tedavinin amacı anksiyeteyi yok etmekten ziyade, hastanın anksiyeteye daha katlanabilir hale gelmesini sağlamak ve sosyal becerilerini arttırarak özgüven duygusunu geliştirmektir. Sosyal fobiyi azaltmak için kullanılan ilk yöntem “alıştırma” tedavisidir. Bu tedavi üzerine gitme ilkesi üzerine kurulmuş olmakla beraber, hastayı kaçındığı ortamlara -kolaydan zora doğru- sokmaya çalışmakla gerçekleştirilir. Hastanın özellikle anksiyete hali azalana kadar ortamda bulunması istenir. Bunun dışında anksiyeteyi kontrol etme tekniklerinden gevşeme, dikkati başka yöne çekme, düşüncelerin alternatiflerinin bulunması gibi birçok yöntem kullanılır. Hastaya sosyal beceri eğitimi uygulanırsa konuşmayı başlatma ve sürdürme, ses tonunu ve konuşma hızını ayarlayabilme, konuşmadan kopmadan kendi görüşlerini ifade edebilme gibi birçok yönde iletişimi güçlenir. Bu da hastaya özgüven sağlar ve kaçınma davranışlarında azalmalar olabilir(Ergün, 2005).

sosyal anksiyete yaşayan bir çocuk
sosyal fobi

SONUÇ

Sosyal fobi, yaşam kalitesini ciddi derecede düşüren, yaygın görülen bir hastalıktır. Sosyal fobiye sahip insanlarda yaşamının bir döneminde başka psikolojik rahatsızlıkların görülmesi hastalığın önemini arttıran bir faktördür. Sosyal fobi tedavi edilemezse madde bağımlılığı, depresyon gibi birçok soruna yol açabilmektedir. Başka hastalıklara yol açmaması için erken teşhis çok önemlidir. Bu nedenle toplumun bu konuda bilinçlenmesi, sosyal fobinin utangaçlık gibi kişinin mizacına özgü bir durum olmadığının farkına varması gerekmektedir.

KAYNAKÇA

Bayramkaya, E., Toros, F. & Özge, C. (2005). Ergenlerde Sosyal Fobi ile Depresyon, Öz Kavram, Sigara Alışkanlığı Arasındaki İlişki. Klinik Psikofarmokoloji Bülteni. 15(4), 165-173.

Dilbaz, N. (2000). Sosyal Anksiyete Bozukluğu: Tanı, Epidemiyoloji, Etiyoloji, Klinik ve Ayırıcı Tanı. Klinik Psikiyatri Dergisi. 3(2), 3-21.

Ergün, N. (2005). Gençlerde Sosyal Fobi. Doğu Anadolu Bölgesi Araştırmaları. 84-88.

Köroğlu, Ö. (2017). Sosyal Fobi Belirtileri ile Yetişkin Bağlanma Stilleri ve Anne Baba Tutumu Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. (Yayımlanmamış tez)Haliç Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul

Türkçapar, M.H. (1999). Sosyal Fobinin Psikolojik Kuramı. Klinik Psikoloji Dergisi. 2(4), 247-253.

Bir cevap yazın