Çekingen Kişilik Bozukluğu Nedir?

Çekingen Kişilik Bozukluğu

Çekingen kişilik bozukluğu; eleştiri, reddedilme ve onaylanmamaya karşı aşırı korku ve kaygı duyan bireylerde görülür. Sosyal ortamlarda konuşurken ya da herhangi bir şey yaparken bu kişiler geçmiş deneyim ve korkuları nedeniyle yoğun kaygı yaşarlar. Bu kaygı onları meslek hayatından ve sosyal ilişkilerden uzaklaştırır. Başkalarının kendileri hakkındaki düşüncelerine çok fazla önem verirler. Kendilerini diğer insanlardan daha yetersiz görürler.

Çekingen Kişilik Bozukluğu Belirtileri

DSM-5’te tanı kriterleri şu şekilde verilmiştir:

  • Önemli oranda kişiler arası etkileşimi kapsayan mesleki faaliyetlerden eleştiri veya onaylanmama korkusuyla kaçınma
  • Sevileceğinden emin olmadığı sürece insanlarla ilişkiye girme konusunda isteksizlik
  • Utanacağı ya da dalga geçileceği korkusuyla samimi ilişkilerde kendini kısıtlama
  • Eleştirilmeye ya da reddedilmeye kafayı takma
  • Yetersizlik hissettikleri için yeni kişiler arası durumları sınırlama
  • Kendini sosyal olarak yetersiz ya da aşağı konumda görme
  • Utançlarını kanıtlayabileceği için yeni aktiviteleri denemeye karşı genellikle isteksiz olma
Çekingen Kişilik Bozukluğu
Kaçınmacı Kişilik Bozukluğu

Tanı kriterlerinin çok benzer olduğu sosyal anksiyete bozukluğu ile beraber seyredebilir. Birkaç araştırmada çekingen kişilik bozukluğunun sosyal fobinin kronikleşmiş hali olabileceği belirtilmiştir. Aynı zamanda bu bozukluğun, majör depresyon ile seyretme sıklığı da %80 oranında bulunmuştur. Diğer eş tanı durumları arasında sınırda kişilik bozukluğu, şizotipal kişilik bozukluğu ve alkol kullanımı yer alır. Çekingen kişilik bozukluğunun kalıtsallığı ise %27 ile %35 arasındadır. Genetik hassasiyetin dışında, erken çocukluk döneminde yaşanılan ve öğretilen durumların da bu bozukluk üzerinde önemli bir etkisi vardır.

Tedavisi

Çekingen kişilik bozukluğunun tedavisi sosyal anksiyete bozukluğu ile benzerdir. İlaç olarak antidepresanlardan fayda gördüğü belirlenmiştir fakat psikoterapi uzun vadede sonuç için çok önemlidir. Bilişsel davranışçı terapiyle beraber, sosyal becerilerin geliştirilmesi ve sistematik hassasiyeti azaltma amaçlanır. Aynı zamanda terapinin ilerleyen dönemlerinde grup terapisi de önerilir. Burada da amaç kişinin sosyal ortamlara alışmasıdır. Sosyal anksiyete bozukluğundan çok daha yoğun olduğu için daha uzun süreli bir tedavi gerekmektedir.

Bir cevap yazın